Doğal Doğum


Zamanın başlangıcından beri kadının doğum eylemi ve doğum sırasında yaşadıklarını tanımlamak doğal doğum kavramını da tanımlayacaktır. Yaklaşık 300 yıl önce ortaya çıkan yenilikler kadının doğum sırasında yatağa uzanması, doğumun bir başkası tarafından yönlendirilmesi ve bebeğin doğurtulması şeklindeki modern doğum kavramını yaratmıştır.



Modern tıbbın başlangıcı olan ve doğum sırasında kullanılan ileri teknolojiye ulaşmayı sağlayan bu durum gelişmiş ülkelerdeki güncel uygulamayı içermektedir. Ancak, bu değişimin kadının kendi bedeni üzerindeki gücünü kullanma becerisini engellediğini ve doğurma ile ilgili doğal yeteneğini kaybettirdiğini öne süren kişilerin öncüsü olduğu yeni bir kavram olarak doğal doğum fikri ortaya atılmıştır. Başlangıçta, yanlızca ağrı tedavisi için ilaç kullanmadan solunum ve gevşeme tekniklerinin kullanılması üzerine yoğunlaşan bu eğilim hala uzanır veya yarıoturur şekilde ve fazlasıyla tıbbi bir ortamda doğumun gerçekleşmesi nedeniyle eleştirilmiştir. Batı kültürü dışındaki doğum şekillerinin incelenmesiyle ayakta, çömelerek veya dizler üzerinde emekleme şeklinde durularak doğumun yaptırıldığının farkedilmesi kadın yapısının doğumu ayakta yapmak için daha uygun olduğu fikrini ortaya çıkarmıştır. Doğum fizyolojisinin daha iyi anlaşılması ve bununla birlikte hastanede, doğumevlerinde ya da evde doğum yapılan ortamının da giderek değişmesiyle doğum doğal süreçlere daha yakın olarak gerçekleştirilmektedir.

Doğal doğum içgüdüseldir. Doğumun doğal olması düşünce olarak benimsendiğinde varolan bir becerinin farkedilmesi ve işleyişi tamamen istemdışı olan doğum olayının kabullenilmesi ortaya çıkacaktır.

Yıllar içinde doğal doğum; giderek doğumun gerçek doğası hakkında daha fazla farkındalık ortaya çıktıkça dünya çapında da doğum kültüründe bir değişikliğe yol açacaktır.

Doğal doğum nasıl yapılır?

Doğal doğum sırasında kadın kendi bedeniyle ilgili tüm denetimi elinde tutar. Hareket eder ve pozisyonunu istediği gibi değiştirir. Gerekli olduğunda tıbbi müdahele ayakta da uygulanacak şekilde uygulanabilir. Bu şekilde doğum zor bir doğum olacak olsa da doğum fizyolojisinin temel prensipleri ve faydaları olabildiğince kullanılmış olur. Doğal doğum sürecinde gebeye doğumun ilk evresinde ayakta durma, yürüme, oturma, dizleri üzerine çökme veya çömelme gibi hareket serbestliği tanınacaktır. Ağrıyı azaltmak veya doğumu hızlandırmak için herhangi bir ilaç verilmeyecektir. Kasılmalar arasında yastıklarla desteklenen gebe ağrıyı azaltmak için kendini rahat ettirdiği pozisyonu tercih edecektir. İkinci aşama ile birlikte ise ıkınma için en rahat veya etkin olan pozisyon seçilecektir. Doğum anında ise desteklenmiş çömelme veya emekleme gibi doğal ıkınma pozisyonları tercih edilecektir.

Doğal doğum sürecinde gebe yatağa bağlı değildir. Bir sandalyede öne doğru eğilerek, bir minder veya balon üzerinde ellerini ve dizlerini yere koyarak, ayakta veya dolaşarak farklı pozisyonları dener. Bunlardan hangisi ile rahat ediyorsa onunla devam eder. İlerleyen saatlerde gerekli oldukça tekrar diğer pozisyonları deneyebilir. Kasılmaların artmasıyla birlikte öne doğru bükülerek, bel ekseninde kalçalarını çevirerek ya da ileri-geri gidip gelerek ağrı azaltılmaya çalışılır.

Oturarak veya dizler üzerine çökerek rahat bir pozisyon sağlanmaya çalışılıp beden yastıklarla desteklenir. Daha gevşek olunduğunda solunum daha güçlü ve doğal olacağı için gebenin sırt, omuz veya bacaklarına masaj yapılabilir.

Kasılmanın şiddetlenmesiyle birlikte artan ağrı ile birlikte istenildiği şekilde inlemek, bağırmak veya sesler çıkarmak ağrı ile başa çıkabilmeyi kolaylaştıracaktır.

Doğal doğumun yararları


Daha kısa ve etkin bir doğum

Doğum sırasında kadının serbest olarak hareket edebilmesinin bebeğin başının leğen kemiği içindeki geçişine yerçekiminin etkisiyle sağlanan katkıyla doğumun daha kısa ve normal şekilde sonlanır olmaya yol açtığı birçok çalışmada gösterilmiştir.

Daha az ağrı

Hareket etmenin kısıtlanmaması ve gebe tarafından rahat olunan pozisyonların seçilebilmesi rahimin kasılmalarını desteklediği için ağrı daha az olmaktadır. Hareket serbestliği, istenildiği gibi ses çıkartılabilmesi ve rahimin doğal öne dönüklüğünden yararlanılabilmesi ağrıyı azaltmaktadır.

Bebeğin kanlanmasının daha az etkilenmesi

Plasentaya olan kan akımının ayakta ve derin nefes alırken daha iyi korunması ve sırtüstü yatarken ana damarların üzerine olan baskının ayakta veya dolaşır pozisyonlarda olmaması bebeğin kan akımının yeterince olmasını sağlamaktadır.

Daha güçlü ve etkin ıkınma

Doğumun ikinci evresinde diz üzerinde, birisi tarafından desteklenmiş çömelme ya da ayakta durma gibi pozisyonlarda ıkınma gücü en iyi şekilde kullanmayı sağlayacaktır. Yerçekiminden faydalanarak ıkınma bebeğin başının iniş ve dönüşünü kolaylaştırarak daha etkin ve güçlü ıkınmayı sağlayacaktır.

Eşlerin katılımı

Eşin doğum eylemi ve doğum anında gebe ile birlikte olması anne-baba olmak ile ilişkili unutulmaz bir anı olacak ve eşler arasındaki ilişkiyi daha da güçlendirecektir.

Eşlerin katılımı

Doğum odası gebenin kendini yeterince özel ve güvende hissedeceği, istediğinde inleyebileceği veya bağırabileceği, kasılmalar arasında da başkaları tarafından rahatsız edilmeden dinlenebileceği şekilde konforlu, sessiz ve sıcak olmalıdır. Sessiz ve ışıkları uygun ayarlanmış bir ortamda hem rahimin kasılmalarını sağlayan hormonlar hem de ağrıyı azaltmak için beyinden salınan doğal ağrı kesici maddeler zamanında ve yeterince salgılanacaktır. Bu da gebenin dikkatini doğum eylemine ve kasılmalar üzerinde yoğunlaştırmasına yardımcı olarak doğumun ikinci evresinin etkin ve başarılı olarak sonuçlanmasına yol açacaktır. Sıcak su ile dolu küvetlere uzanmak veya sıcak duşlar almak ağrıyı azaltacak ve doğumu hızlandıracaktır.

Doğal doğumdan sonra

Tam doğum anında hiçbir zaman rahatlama olmayacak gibi hissedilse de doğumun doğasında ağrının gidip gelmesinin olduğu unutulmamalıdır. Kasılmalar arasında yeterince uzun rahatlama anları olduğu ve olacağı unutulmamalıdır. Doğum gerçekleşip bebek kolların arasına alındığında ise çekilen tüm ağrılar biranda sanki hiç yaşanmamış gibi olacaktır.


Dr. Hakan Turan